ABD ve Finlandiya’dan bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı araştırmada, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerde ikamet eden bireylerin beyinlerinin akranlarına göre yaklaşık 3 yıl daha yaşlı göründüğü ve toplam beyin hacimlerinin 6 ila 7 mililitre daha düşük olduğu tespit edildi.
Rutin MR Taramaları ve Bölgesel Yoksunluk Verileri Eşleştirildi
Radiology dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında, 2024 senesinin ilk yarısında Wisconsin Üniversitesi Hastaneleri ve Kliniklerinde standart tıbbi gerekçelerle çekilen 35 bin 704 yetişkinin MR kayıtları tarandı. Herhangi bir belirgin hastalık bulgusu taşımayan, yaşları 18 ile 96 arasında değişen ve bin 732’si kadın olan 2 bin 826 kişinin verileri analize dahil edildi. Katılımcıların yerleşim alanları; gelir, konut, eğitim ve istihdam gibi 17 değişkeni içeren Bölgesel Yoksulluk Endeksi üzerinden incelendi.
Wisconsin Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi Radyoloji Bölümü Doçenti Dr. John-Paul J. Yu, yaşam koşullarının beyni etkileyebileceğinin uzun süredir düşünüldüğünü, ancak bu ilişkinin rutin sağlık hizmetlerinden yararlanan geniş hasta gruplarında yeterince incelenmediğini belirtti.
Beyin Yaşında Fark ve Damar Hasarı Bulguları
ABD ve Avrupa genelindeki 7 bin 500’ü aşkın taramayla eğitilen bilgisayar modeli üzerinden yapılan analizlerde, en yoksul yüzde 20’lik dilimdeki mahallelerde ikamet eden 116 kişilik grupta beyin yaşı farkının 2,7 yıl arttığı saptandı. Eyalet bazlı değerlendirmede 129 kişiye ulaşan bu gruptaki fark yaklaşık üç yıla çıkarken, kafa büyüklüğü hesaba katıldığında toplam beyin hacminde 6 ila 7 mililitrelik gerileme belirlendi. İncelemelerde ayrıca beynin küçük damar hasarlarını işaret eden beyaz madde hiperintensitelerinin bu bireylerde daha yoğun olduğu görüldü.
Yu, beyindeki bu değişikliklerin yüksek tansiyon, uyku bozuklukları ve uzun süreli stres gibi faktörlerle ilişkili olabileceğini belirtti.
Araştırmacılar, çalışmanın tek bir zaman dilimini kapsaması nedeniyle kentsel çevre koşulları ile hücresel değişimler arasında doğrudan bir neden-sonuç bağı kurulamadığını, taşınmanın veya iyileşen çevre koşullarının etkilerini ölçmek için uzun soluklu izleme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Bireylerin beslenme, sigara ve fiziksel aktivite gibi kişisel yaşam alışkanlıklarının da bölgesel sosyoekonomik verilerle harmanlanarak gelecekteki araştırmalarda takip edilmesi hedefleniyor.

