Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki sanıklar, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen siyasal casusluk davasının Silivri’deki üçüncü duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Duruşmada savunmasını yapan İmamoğlu, yöneltilen suçlamaları reddederken mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk durumunu ve dijital inceleme raporlarını gündemine aldı.
Silivri Cezaevi yerleşkesinde yürütülen yargılamada Ekrem İmamoğlu ile birlikte siyasi danışmanı Necati Özkan, eski TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün yer alıyor. Savcılığın hazırladığı 162 sayfalık iddianame kapsamında, dört sanık hakkında “siyasal casusluk” suçlaması yöneltilerek 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 Mayıs 2026 tarihinde başlayan ilk celsede heyet, Milli İstihbarat Teşkilatı’na müzekkere yazarak casusluk iddiasına dair herhangi bir tespit bulunup bulunmadığını sormuştu. Davanın 6 Temmuz 2026 tarihindeki ikinci oturumunda ise MİT’ten beklenen resmi yazının henüz ulaşmadığı tutanağa geçirilerek tutukluluk hallerinin sürdürülmesine karar verilmişti.
Üçüncü oturumda hazır bulunan sanıkların tutukluluk incelemesini yapan mahkeme, tanık beyanlarını dinlerken MİT, BTK ve emniyet birimlerinden talep edilen ek dijital raporların dosyaya kazandırılmasını karara bağladı. Duruşma salonuna giren İmamoğlu kendisini alkışlayan babası Hasan İmamoğlu’na ve salondaki izleyicilere hitap etti.
İmamoğlu salona girişi sırasında babasını şu sözlerle karşıladı:
“Baba hoşgeldin”
Kendisine seslenen izleyicilere yönelik olarak ise şu ifadeleri kaydetti:
“Kötüler kötü, biz iyiyiz”
“Beni beklemeden siz harekete geçin ben bir yerden katılırım. Partinin içini doldurun”
Duruşmada yerini alan Merdan Yanardağ da meslektaşlarını selamladı:
“Hoş geldiniz”
İmamoğlu Mahkemede Savunmasını Yaptı
Aynı gün Silivri’de görülen İBB davasında da duruşması bulunan İmamoğlu, ilk savunma sırasını alarak şu beyanda bulundu:
“İBB davasında savunma yapan herkesi dinlemem gerekiyor, kaçıramam”
Yargılama konusu suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirten İmamoğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı:
“3-5 muhterisin mahkemeyi meşgul etmesini yaşıyoruz. 87 milyonun derdine derman olamayan hükümetin çözümü yargı kollarını görevlendirmekti. Gözü körleşmiş bir zihniyet, Esenyurt operasyonu yaparak ilk tutuklamayı yapmış ve oprasyonuna başlamıştır. 2 yıldır Türkiye yüzlerce kanuna aykırı yöntemlerle devletin tüm kurumlarını vahşice kullanarak, korkutarak, kimine menfaat yolcuğu önune koyarak asrın hukuksuzluğuna imza atmıştır. Önümüzdeki süreçte bedeli ağır olacak asrın soygunu fon vurgunu buna dahil değildir. Geçmişte Boğaz Köprüsü’nü satacak diye mizah unsuru yapılan köprüleri satacak, şeytanın aklına glemeyecek şekilde türlü oyunlar edecek hale gelmişlerdir. Yazıklar olsun.”
“Belediyede kendi aracımı kullandım. Belediyeye tahsis ettim. 12 yılda 35 milyon TL kamuya faydam olmuş. Ama bugün kamu malına zararla yargılanıyorum. İddianın ağırlığı ile hukuki bir ciddiyet olsun. Hadi oradan! Hangi talimatı vermişim? Hangi bilgiyi kime aktarmışım? Mahkeme heyeti böyle bir soru sormadı. Ama bununla yargılanıyoruz. Hangi eylemle devletin güvenliğini tehdit ediyormuşum? Elimizde bir şey yok.”
“107 duruşmaya katıldım. Bir tane delil yansıtılmaz mı… ‘İmamoğlu devletin aleyhine iş yapacak’mış. Bunu diyenin alnını karışlarım. Onlarla uğraşacağım. Hangi ülkeye casusluk yapmışım? NATO buradaydı, ülkelere sorsaydınız. F-35 alacağız ya New York’tan onu alamadınız, ‘Ekrem İmamoğlu casus mu?’ diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz.”
“Kendini seven, aşık insanlardan hiç olmadım. Bu mücadeleye devam edeceğim. Huzurdaki davada casuslukla suçluyorlar. Veri topluyormuşum, seçmen analizi yapıyormuşum. Bu ülkenin güvenliğini tehdit ediyormuşum. Devletin güvenliğinden, kurumların güvenliğinden söz ediyoruz. Vatandaşın birikimlerinin nasıl korunduğunu görüyoruz. Ankara’dakiler kafasını kuma gömmüş. Bu işin içinde akrabası, gelini, damadı var. Üst düzey Saray bürokrasisinin parmakları bu işin içinde. Devlet Denetleme Kurulu, Borsa İstanbul’un yönetim kurulu üyesi… Bu ülkede bir emekli polis canına kıyarken fon soygunun failleri korunuyor.”

