İzlanda’da nesilden nesile devreden klasik soyadı modeli yerine çocukların ebeveynlerinin adını aldığı geleneksel isimlendirme yöntemi sürdürülüyor. Anne veya babanın ismine eklenen eklerle belirlenen bu yapı nedeniyle aynı hanede yaşayan aile fertleri resmi kayıtlarda birbirinden farklı ikinci isimler taşırken, yeni isimlerin tescili de yasal kurallara tabi tutuluyor.
Farklı ülkelerdeki ortak soyadı anlayışının aksine, İzlanda’daki işleyişte soyadı nesiller boyu sabit kalmıyor. Bireyin taşıdığı ikinci isim doğrudan anne ya da babasının ön adına bağlandığı için her kuşakta yeni bir adlandırma ortaya çıkıyor. Bu durum, aynı çatı altındaki ebeveynler ile çocukların veya kardeşlerin resmiyette farklı tanımlayıcı adlarla anılmasına yol açıyor.
Toplumsal ve kamusal yaşamda kişilerin tespitinde soyadından ziyade ilk isimler belirleyici rol oynuyor. Kamusal listelerden resmi evraklara kadar pek çok alanda sıralamalar ve kimlik kayıtları, bireylerin birinci adları temel alınarak düzenleniyor.
Ülkede yeni doğanlara veya vatandaşlara verilecek adların seçimi de sıkı bir yasal denetime tabi tutuluyor. Önceden kayıtlarda yer almayan isimlerin sisteme işlenebilmesi için yürürlükteki isimlendirme mevzuatının getirdiği şartlara uygunluk aranıyor.
Kuşaktan kuşağa aktarılan soyadları tamamen yok sayılmasa da ada genelindeki hâkim eğilimi oluşturmuyor. Nüfusun büyük çoğunluğu, ebeveyn adının türetilmesine dayanan ve her jenerasyonda yenilenen tarihi isimlendirme geleneğini kullanmayı sürdürüyor.

